İslam Dünyasını Yeniden Kurmak: İslamcı Bir Dilin ve Hareketin Zemini Olarak Aliya’nın Düşüncesi

Aliya İzzetbegoviç yirminci yüzyıl İslamcılık tarihi açısından istisnai bir yere sahiptir. Bu özel konum onun ve arkadaşla-rının Bosna Savaşı sırasında verdiği destansı mücadeleye indirgenemez. Zira Bosna’da yirminci yüzyılın son çeyreğinde yaşananlar, Müslümanların tarihinde ne ilktir ne de son. Aliya’nın olağanüstü rolü, onun siyasal ve askeri olanla sınırlana-mayacak entelektüel katkılarında ve bu katkıların özgünlüğünde yatmaktadır. Aliya’nın İslam anlayışı, sosyal bilimlerdeki ve felsefedeki Doğu-Batı karşıtlığıyla hesaplaşması ve onu aşmasıyla benzerlerinden ayrılmaktadır. Bu tebliğde, Aliya İzzetbegoviç’in İslamcı düşünceyi temellendirmekte kullandığı bütüncü(l) yaklaşım ontolojik ve epistemolojik boyutlarıyla ele alınacaktır. Dolayısıyla bu tebliğin konusu, Aliya’nın Batı felsefesine içkin olan dikotomilerle nasıl hesaplaştığı, bu çerçeveden hareketle İslami düşünceyi nasıl temellendirdiği ve bu düşünceyi İslamcı mücadelenin temeline nasıl yerleş-tirdiğidir. Bu haliyle Aliya İslamcılığının uçlara kaymak ya da çekilmek yerine, “hayatın gerçeğine” nüfuz etmeye çalıştığı söylenebilir ki, bu vasıf, onun düşüncesine çağdaşı pek çok İslamcının sahip olmadığı bir derinlik, doğallık ve “hakikilik” kazandırmıştır.

Comments are closed.